Kibarca ‘Dötüm’ donuyor!!!

Buradan yukarıdaki yetkililere seslenmek istiyorum: ‘Tamam, insan ırkı olarak dünyamızın içine ediyor olabiliriz ama 1 günde de kış getirilmez ki yahu’

Evet, olan bu, neredeyse 1 günde kış geldi. Bugün nefesimden çıkan buharla oyun bile oynadım 🙂 Bunu yapmayı severim yargılamayın beni, siz sevmez misiniz?

Mont sıcak tutmuyordu bugün, yani ince mont; kar montunu çıkarsam mı diye düşündürdü ama sonra abartma olum daha erken dedim kendi kendime.

Ayakkabılarım gariban kaldı bu havaya karşı; pantolonum sırılsıklam ve şemsiyem fayda etmedi.

Hani, yanlış anlaşılmasın, bu dünyada en çok sevdiğim hava koşulları soğuk ve yağmurlu havalardır. Bu havaların insanları birbirine daha yakınlaştırdığını düşünürüm. Bir de yağmurdan sonra gelen toprağın kokusu yok mu… sevgilim gibi kokar, iliklerimde hissederim o kokuyu. Kirlenmiş İstanbul’da da, sımsıcak Mersin’de de bu koku aynıdır. Neyse bu başka bir yazının konusu, biz nerde kalmıştık….

…… heh tamam donuyorduk!!!

Soğuk ve yağmurlu havalarda tek sevmediğim şey rüzgardır. Hani hafif bir rüzgar insanı kendine getirir, ama bugünkü rüzgar belden aşağı vurar cinstendi. Bu tarz bir rüzgarda şemsiye yetersiz kalıyor. Bir de üstüne üstlük şemsiyeyi sabit tutmaya çalışmak var. Şeytan diyor kapa ıslan ıslanabildiğin kadar ama sonra başka bir şeytan da, çantanda laptop var ve zaten gripsin diyor. Mersin’de çok severdim yaz yağmurunda ıslanmayı; bunu İstanbul’da yaşayamadım sanırım şu ana kadar, belki 1 2 kere olmuştur onu da hatırlamıyorum. Ama Mersin’deki yaz yağmurlarının tadını vermiyor.

Bu tarz havalarda yapıcak en güzel şey, sevgilinizle tüm gün evden çıkmadan film izlemek, deli gibi abur cubur yemek ve birbirinizi ısıtmak.

Seviyorum soğuğu, yağmuru ve toprak kokusunu…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir