Kitap okumak yine yeni yeniden güzel

Özellikle yabancı dizi ve filmlere bu kadar meraklı olmak adamı üşengeçliğe sevk ediyor. Bu sebeple kitap okumayı 2. 3. plana atmıştım. Neyse ki geçenlerde bir fırsattan istifade hiç sevmeye sevmeye bir kitap okudum ve sonra o gazla bir tane daha aldım. Şimdi okuyacağım 2 3 tane daha kitap sırada.

Yeniden okumak güzel. Hayal gücünü zorlamak güzel. Film ve diziler, özellikle yabancı olanları sizin hayal gücünüzü bir hayli zorlayabiliyorlar, sanırım bu sebeple kitaba dönmem zor oldu. Keza başka bir sebebi olamaz kitap okumamamın. Yani vakit bulamıyorum diyemem, bazen bir gecede 8-9 yabancı dizi izleyebiliyorum, 65 civarı izlediğim (bitenler de dahil) varmış. Hayret ettim kendime.

Bir sebebi de adam gibi görememek olabilir aslında. Gözlükle de, lensle de tam olarak gördüğümü hissetmiyorum. Biraz odaklanmam gerekiyor, bu da bazen kitap okumayı zorlaştırıyor. Buna çözüm olarak, okuduklarımı daha detaylı görselleştirmeye çabalıyorum; gözlerimle kaybettiğim zamanı hayal gücümle telafi etmeye çalışıyorum. Şimdilik işe yaradı, bundan sonra biraz daha iyi görebilsem mutlu olurum hani 🙂

Gözümde az bi astigmat var ve sanırım bu etkiliyor, tabi bir de gün boyunca bilgisayarda kafa patlatmanın da etkisi büyük. 30’uma doğru belki lazer olurum ama şimdilik güvenemiyorum teknolojiye. 2 3 seneye kalmadan yeni aletlerin çıkacağından bahsediyorlar. Sanırım o zaman biraz daha rahat olabileceğim lazer konusunda.

Bu arada şu anda NABIZ (The Pulse) diye bir kitap okuyorum. Birhayli ilgimi çekti çünkü yazar aynı bir filmin hikayesini yazar gibi yazmış. Gereksiz tasfirler yerine mekan ve olay tasfirlerine daha ağırlık vermiş. Yani bir sahnede ne olduğunu iyi anlatamadıktan sonra yerdeki halının 100 yıllık tarihinden bize ne değil mi? Edebi eserleri bu yüzden pek sevmiyorum, içimi bayıyorlar.

Macera, polisiye, bilim-kurgu, tarih vb. romanları seviyorum. Bu sebeple favori yazarlarım Christian Jacq, John Christoph Grange ve Dan Brown. Arada Olasılıksız benzeri kitapların yazarlarını da seviyorum ama nedense bir kitaptan ileri gidemediler şu ana kadar. Bu saydığım isimler alanlarında bence çok iyiler. Grange’in bilim-kurgu’yu ele alışı, Jacq’ın tarihle macera’yı harmanlaması ve Dan Brown’un tüm sevdiğim tarzları tek bir kitapta toplama becerisi takdire şayan. (Tarih derken, Mısır, Avrupa vb. tarihten bahsediyorum. Koskoca Türk-Osmanlı tarihimiz var ama yazarlarımız belgesel gibi kitap yazdığından beni soğutuyorlar. Tavsiyeleriniz varsa bu konuda alabilirim. Ama lütfen 50 sayfa bir kapı tasfiri olmasın. Nolur!!!)

Az da olsa kendimi kaptırarak okuduğum new-age kitapları var ama çok değiller.

Bitireyim de, kitaba dalayım. heyecanlı bir yerde kaldım 🙂

İyi okumalar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir