Kuşatma 1453 – Okay Tiryakioğlu

Künye

Adı: Kuşatma 1453

Yazarı: Okay Tiryakioğlu

Türü: Tarihi Roman

Yayın evi: Timaş

İlk Basım: Mayıs 2009 (Şu anda 15. basımda)

Sayfa sayısı: 283

Film ile bir bağlantısı olmamasına karşın,  filmi izledikten sonra özellikle filmle ilgili internetteki eleştrilerden ve kendi gözlemlerimden yola çıkarak farklı yorumları da görmek istedim ve biraz araştırma ile Okay Tiryakioğlu’nun çok satan kitabı ‘Kuşatma 1453’ü buldum.

Tabii bir film ile kitabı karşılaştırmak olmaz, sadece tarihi gerçekler ve olay sırası açısından baktığımızda film ile kitap arasında çok da bir fark yok. Lakin kitabı okurken insanın hayal gücü kesinlikle daha zevkli sahneler üretiyor orası da bir gerçek.

Öncelikle kitabın yazım şeklini çok beğendiğimi söylemeliyim. Hele ki sonrasında okuduğum ve akıcılık açısından rezil birkaç kitabı da düşününce, kesinlikle kitap sürükleyici diyebilirim. Okay Tiryakioğlu’nun diğer birkaç kitabındaki ağır Osmanlıca bu kitapta oldukça hafifletilmiş. Bir tarihçi değilim ama olayların sırası sanıyorum ki doğru.

Daha önce pek de karşılaşmadığım; kitabı anlatırken belli bir karakteri iç ses şeklinde yansıtma tekniğine bayıldım. Kitapta Fatih Sultan Mehmet’in iç sesini okuyorsunuz ve genç bir padişahın savaş sırasında yaşadıklarını görüyorsunuz. Bu sizi Sultan’a daha da yakınlaştırıyor sanki, onun birnevi sırdaşı oluyorsunuz.

Kitabı özetlemeyeceğim tabii ki malum hikaye belli. Fetih 1453 filmi gibi kitap da tarihin kalıplaşmış anlatılarına bağlı kalmış. Bu açıdan iyi ama dediğim gibi Fatih’in iç sesi kitaba tamamen farklı bir hava katıyor. Lakin tarih kitaplarının aksine kuşatmayı destansı olmaktan ziyade daha gerçekçi yazmış. Yani süreci ve güçlü-zayıf yanlarımızı daha iyi ele almış. Kadırgalarımızın İtalyan gemilerine karşı oldukça zayıf olduğundan ve gemileri karadan götürdükten sonra dahi savaşın hemen bitmediği ve zorlukların devam ettiğinden çok daha gerçekçi bir şekilde bahsetmiş. Kitapta gerçekleşen ruhani olayların hepsi Akşemsettin ile ilgili; Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin mezarını bulması ve Fetih’in biteceğini buyurması gibi olaylar biraz da doğaüstü bir şekilde ele alınmış. Eminim mantıklı açıklamaları vardır ama sanırım o dönemde askerler ve II. Mehmet üzerinde öyle bir tesiri olduğu için kitapta da böyle anlatılmış. Silah teknolojisi açısından Avrupa’nın çok üstünde olduğumuz ve özellikle mezhep ayrılıklarını ne kadar zekice başlattığımız ve sürdürdüğümüz de kitapta oldukça yer bulmuş.

O dönemde Papalık, İtalyanlar, Bizans ve Avrupa’nın durumu ile ilgili bilgileri de kitapta görüyoruz. Hatta bazı tarihi gerçeklerden yorum yaparak kendince bazı sonuçları da aralara serpiştirmiş yazar ki zaten bunun sayesinde ders kitaplarından ayrılıyor 🙂

Özetle, kitap benim hoşuma gitti. İstanbul’un fethine farklı bir bakış açısı olarak başarılı buldum. Okumanızı tavsiye ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir