Sizin babanız hiç öğretmen oldu mu?

Öncelikle onu paylaşmayı öğreneceksiniz arkadaş. Belki biyolojik olarak tek çocuğu olabilirsiniz ama aslında değilsiniz. Klişe falan demeyin hiç, durum böyleydi hep. Yıllar içinde farklı yaşlardan abim, ablam da oldu kardeşlerim de. Başkasını kıskandığımı hatırlamıyorum hiç, böyle bir dengeyi kurabilirdi babam. 

Ben daha 15 yaşına gelmeden o 15 yaşındaki çocukların tüm özelliklerini biliyordu muhtemelen. Babamdır diye söylemiyorum öyle iyi bir gözlemci ve yönlendiricidir ki yıllarca çaktırmadan yapar bunu ruhunuz duymaz. Sonra bir anda tüm şecerenizi önünüze serer kuracağı birkaç cümle ile. Sonra siz yıllarca öğrencileri tarafından neden bu kadar sevildiğini anlarsınız. Bazen evlenecekleri insan hakkında babamdan fikir almak için gelirlerdi, anlam veremezdim tabii küçükken ama şimdi daha iyi anlıyorum. 

Babam bir eğiticiydi, her eğitmende olması gerektiği gibi öğrencilerinin bir şeyleri keşfetmesine izin verirdi. Gerçi ben de tam istediği gibi bir çocuktum sanırım, her şeyi denemek deneyimlemek isteyen bir çocuk. Annemin meşhur bir lafı vardı ‘Top oyna ama terleme’; babamla saatlerce gülmüştük bu sözü ilk duyduğumuzda. Hiç unutmuyorum, şimdi babaannemin oturduğu eski evimizdeydik, ben basket topunu almış tam evden çıkacakken bu meşhur sözü söylemişti annem. Ama her ikisi de yıllarca kendimi keşfetmem için destek oldular da oldular. Sonuç? İkiz kızlarım var ya işte daha ne isterim 🙂 Ne alaka demeyin, demek ki bir erkek olarak kendimden nasıl yorulduysam… Babam için her şey denenmeliydi. Arkadaşlarımdan kazık yemeli, terkedilmeli, deli gibi sevmeli, koşmalı, kafayı yarmalı, dinlemeli ve dinletmeliydim. Yıllar içinde bunların hepsini yaptım ve yine sayesinde dersler çıkararak büyüdüm.

Eğitimci bir babanız varsa işiniz kolay tabii… şaka şaka daha zor. Bazen mükemmeliyetçi oluyorlar benden söylemesi. Ama başlayıp da yarım bıraktığım hiçbir işten hayal kırıklığına uğradığını görmedim gözünde. Daha çok buna cesaret edebilmiş olmamın gururu vardı sanırım. Gerçi bir keresinde, artık nasıl hırs yaptıysa :D, baya bir net konuşmuştu. Üniversitenin üçüncü yılıydı, bilgisayar mühendisliğinde gereksiz onlarca donanım dersi olduğunu fark ettiğimde IT’ye geçmek istemiştim. Babamla telefon konuşmamız kısa ve netti ‘Ben mühendis oğlum diyeceğim’ 🙂 Buradan kendisine seslenmek istiyorum, şimdi herkes bana IT’ci diyor naber! 🙂 Ama hak vermeliyim, mesleğin ne diye sorduklarında basitçe ‘Bilgisayar Mühendisi’ diyebiliyorum.

Bugün hala en önemli kararlarımdan önce fikrini dinlerim, önce onu ikna ederim. Hala ilkokul mezuniyetimin akşam yemeğinde 10. yıl marşını, mekandaki tüm hoparlörlerden bile daha gür çıkan bir sesle, bağırırcasına söylemesini unutamam ve bana bu ülkenin halen değerlerinin olduğunu ve sahip çıkmamız gerektiğini hatırlatır. 

Eşimin amcasından duyduğum güzel bir söz var; ‘Çocuklar, kendinizin sandığınız yabancılardır, onların kendi hayatları olacaktır. ‘. Sanırım o da bir kitapta okumuştu. O kadar doğru bir söz ki. Ebeveynlik en zorlu öğretmenliktir, öğrencinizi doğduğundan itibaren yetiştirirsiniz ve size ait olmadığını anladığınız ana kadar verdiğiniz eğitim neyse hayatın ona verdiği not da bu olacaktır. 

Umarım iyi not alıyorumdur hayattan. Öğretmenler günün kutlu olsun baba. İyi ki varsın. 

 

Not1: Yazının başındaki abi, abla ve kardeş kelimeleri kendi anlamlarındalardır, bir ünvan değildirler. Aynı paralel kelimesini bir gün kullanırsam bunun da matematikteki ya da mantıktaki paralellikten bahsedeceği gibi 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir