Bu kategorideki yazılar ◊ Kişisel ◊

26 Ağu 2010 İş yerindesiniz ve uykunuz var. Ne yaparsınız?
 |  Kategori: Kişisel  | Etiketler: , , ,  | Yorum yaz

Son zamanlarda yaşadığım bir problemi kendimce çözümleri ile yazmak istedim. Bu sorunun sebebi, yani işteyken uykunuzun gelmesi ve kafanızın oraya buraya düşmesi, bir önceki gece ya çok geç uyumuşsunuzdur, ya çalıştığınız ortam biraz sıcak ve sessizdir ya da çok fazla iş yoktur ve boş boş oturuyorsunuzdur; ki bu sonuncusunun uykuyla alakası bile yoktur. Bir önceki gün 15 saat uyuyun isterseniz (öyle bir zaman yok tabi de) yine de bu son dediğimi yaşamanız çok olası. Mesela bir işlem yapmaya başladınız ve bunu yapmaya başladıktan sonra beklemeniz gereken yerler var, öyle ekrana boş boş bakıyorsunuz; gözleriniz ağırlaşmaya, kafanızı ayakta tutamamaya başlıyorsunuz. Hele ki benim gibi yeni başlamışsanız işe, bu durum eğitmeninizi izlerken de olabilir. Çok feci bir durumdur, kafanızın düştüğü zamanların herhangi birinde eğitmeninize çarparsanız komik de olabilir :) devamını okuyun…

16 Ağu 2010 Hafifçe esen rüzgar, güneş ve Creative EP-630i…
 |  Kategori: Kişisel, Müzik  | Etiketler: ,  | Yorum yaz

Çalışmaya başladıktan sonra, insan boş zamanlarında deniz, havuz, güneş vb. aktiviteleri neden yapmadığını, evde malak malak oturduğunu keşke sorgulasa :) Çalışmaya başlayalı 3 hafta oldu; taşınma, işe alışma derken yaz geçiyor ve ben yine denize ya da havuza gidememiş olarak bu yazı da geçiriyorken, bu hafta sonu annemin yanına Şile’ye gittim. Cumartesi günü aniden çıkan ama çok çok verimli olan eğitim nedeni ile sadece 1 gün ‘denize’ girme fırsatı buladildim.

Asıl amacım havuza girmekti. Denizi seven bir insan değilim, hele ki Karadeniz’den hiç mi hiç hazzetmem. İnsan’da nereye giriyorum acaba hissi uyandırıyor, nedeni de rengi tabii ki. Ege’de olsam denizden çıkmazdım; masmavi, dibini görebiliyorsun. Neyse biraz deniz, biraz güneş sefası… pancar oldum yine. Kıpkırmızı bir surat, şerit olmuş bir bacak ve yarın birhayli ağrıyacağını düşündüğüm iki omuz. devamını okuyun…

14 May 2010 İTÜFest neden doyurucu?
 |  Kategori: Kişisel  | Etiketler: , , ,  | Yorum yaz

Son 1 2 gündür İTÜ festivaline geliyorum. Onların 1 hafta boyunca sürüyor. Bizim okulda 3 gün boyunca sürer ve ilk gün genelde sadece nargile veren seyyar kahve, adam gibi dolar. Amatör grupları bile dinleyen 20-30 kişiden fazla göremezsiniz. (Bizim okul, Işık)

Eğer siz de benim gibi daha önce 5 festival görmüş, bunların 2 tanesinde çalışmışsanız, bir yerden sonra festivaldeki eğlenceler sıkmaya başlıyor. Sadece akşamları müzik dinlemeye gitmek istiyorsunuz. Gündüz ise alanda bulunma sebebiniz, bindir türlü farklı yiyecek yeme fırsatı bulmanız oluyor. Biraz da sohbet, muhabbet tabi.

Lakin, geçen sene bizim okulda etraftaki seyyar satıcılar o kadar pahalıydı ki yanlarına bile zor yaklaşıyorduk. Waffle’a 10 lira mı ne demişlerdi. O derece yani. Tabi insanın morali bozuluyor, hele ki yemeyi içmeyi seviyorsa. Umarım bu sene de süper sanatçılar çıkarmak için parayı bu satıcılardan almamışlardır. devamını okuyun…

08 May 2010 Ezan sesi artık çok gerçek…
 |  Kategori: Kişisel  | Etiketler: , ,  | 1 Yorum

Başlıktan hepiniz bunu siyasi bir yazı olarak algılamış olabilirsiniz ama şu ara siyaset yazmaya takati olmuyor insanın. içinizden dini bir yazı olarak yorumlayanlar da olacaktır. Maalesef onlar da yanıldı.

Peki ne olabilir?

Şile’de okurken; daha doğrusu Şile’ye 8 km uzaklıkta Işık Üniversitesi’ndeyken, en yakınımızdaki cami 2 km mesafedeydi. Bir de yurtlarda güzel bir yalıtıp yapılmış, pek ses geçirmiyor. Pencereler pimapen derler ya o hesap. devamını okuyun…

25 Mar 2010 Diyete başlamak adamı yoruyor
 |  Kategori: Kişisel  | Etiketler: ,  | 4 Yorum

Üniversitede bitirme tezi vs. derken, baya bir kilo almıştım bilgisayar başında otura otura. Son 2 aydır’da işsiz bir adam olmanın verdiği rahatlıkla hangi saatlerde yemek yediğime dikkat etmemeye başlamıştım. Sonuç, kocaman bir göbek oldu tabi. Kapıdan benden önce girdiğini fark etmemiştim daha önce. Yani hiç bu kadar fazla göbek yapmamıştım. Bir de tabi fotoğraflarda kim bu ayıcık gibi çıkmak da yüzüme hiç yakışmıyor. Zaten normal boyutların üstünde bir kafam var, bir de kilo alınca değmeyin keyfine.

Neyse işte, diyete başladım. Daha 1 hafta oldu ya da olmadı. Kilo vermiş gibi hissediyorum ama tabi alakası bile yok. Lakin, azimliyim, bu göbekten kurtulmam gerekiyor. Yoksa moral olarak da pek mutlu ettiği söylenemez. Tamam zengin gösteriyor, türk kası falan ama kapıdan önce giriyor lan!!! devamını okuyun…

08 Tem 2007 Neden Düşeriz Doğa? -Tekrar Ayağa Kalkmayı Öğrenmek İçin…
 |  Kategori: Kişisel  | 8 Yorum

Meteorolojinin 3 4 günlük sıcak havadan sonra yağmur beklediği günlerin birinde yani 2 gün once cuma, ben geç uyandığım için acele ile hazırlanıp halkla ilişkilerdeki görevime doğru yola çıkıyordum.

Bordo yurdundan çıktım ve merdivenlere doğru, yağmurda az ıslanmak için, hızlı bir şekilde hamle yaptığım sırada………

Ayağımdaki converse ( ki bilirsiniz ne kadar kaygan olduğunu…) bir an kayıverdı…. Hem de en üst basamakta… Yerler o kadar kaygandı ki bir sonraki basamak düşüşümü yavaşlatmak yerine daha da hızlandırdı. Sonra dengemi tamamen yitirip yere düştüm… Sırtım 2 yerden merdivene çarptı… Tam 8-9 basamak (düşerken net sayamadım) pata küte düştüm. Yere geldiğimde tam oh be bitti derken… devamını okuyun…