Çocukluğumun unutulmazı: Parliament Sinema Kulübü

Çocukken Star tv’yi hiç sevmezdim.

Ben çocukken internet yeni yeni çıkıyordu. Bazı arkadaşlarımızın evinde sanki faks gelecekmiş gibi ses çıkartarak bağlanılan ‘şey’di bizim için internet.

Bir dönem sonra bizim eve de geldi o sesli bağlantı, ama bir film indirmeye hiçbir zaman yetmedi. O zamanlar google yoktu, varsa da biz daha duymamıştık. Zirve100.com tarzı sitelerden en beğenilen sitelere bakar, istediğimiz mp3’leri mahallede cd satan amcadan 3 liraya ya da ‘kaset’ satan muzik ‘bakkallar’dan 8 liraya almadan indirmeye çalışırdık. 56k bağlantı hiçbir zaman 56k olmazdı. Bir mp3’ü bile 15-20 dakika gibi sürelerde indirirdik.

Eğer bir filmi kaçırmışsanız ya kasedini alırdınız, ya dvd’sini ya da vcd’sini. Bunun için bile evinizde bir cd player olmalıydı. Bizim eve uzunca bir süre giremedi.

Bırakın DVD’yi VCD fiyatları bile o kadar fazlaydı ki, gidip de alamazdık. Zaten eskiden öyle her ay 40 50 film çıkmazdı. Taş çatlasın 5, hadi bilemedin 10. Aslında çıkmazdı değil, ülkemize gelmezdi. (En azından Mersin’e gelmezdi.)

Bir filme sinemada gitmek için gazetelerin film ekleri ya da sinema salonlarındaki afişlere bakardık. Keza başka bir yer yoktu yeni bir filmin geldiğini bize haber verecek. Pazar günleri yayınlanan film programları vardı bir de.

Eskiden, televizyonlar kaliteli filmler yayınlardı. En azından bir çocuğa bu filmler kaliteli gelirdi.

Pazar günlerini çok severdim ben.

Tatil olduğu için, annem kahvaltıda patates kızartıp, kanepe* yapacağı için, öğleden sonra Ernest filmleri olduğu için, akşam yemeğine kıymalı karnıbahar yemeği yapacağı için, babamla dışarı çıkacağım için, Parliament Sinema Kulübü olduğu için…..

Çocukken Star tv’yi hiç sevmezdim,

Yayınladığı filmleri hep 11-12 gibi başlatırdı. Normal bir çocuk 9-11 arası yatağa giderken, benim için hayat 11’den sonra başlardı. O zaman bile 12’den aşağı uyumazdım, hafta içi bile. Seviyordum gecenin sessizliğini.

Pazartesi günleri malum okul başlayacak diye, ailem hadi uyu demeye başlardı 11 gibi. Onlar da alışmıştı aslında 12’den aşağı uyumadığıma ama 11 gibi söylendiğinde 12-12:30 gibi yatıyorsam, ne kadar geç söylerlerse bu saat de o kadar geçe kalıyordu.

Pazar günleri farklıydı. 11 gibi film başlar, 12’ye kadar sorunsuzca izlerdim. 12 gibi zorla beni yatağa sürüklerlerdi. Fakat hazırlanmalarım vs. derken ben filmi bölüm bölüm de olsa bitirir öyle yatardım.

Çocukluğuma dair Star’ın ve pazar günlerinin en çok aklımda kalan olayı, Parliament Sinema Kulübü ve o mühteşem animasyonu ile beraber muziğiydi.

Bu müziği duyduğumda hayat dururdu benim için.

Dedim ya, öyle istediğiniz filmi her dakika izleyemezdiniz. Şimdiki gibi film izleme siteleri ve köşe başında dvd satan yerler yoktu. Dvd’ler de 5 liraya alınamazdı zaten. 30-40 liradan başlardı, birçoğunda Türkçe çeviri bile olmazdı. Bu sebeple VCD’sinin çıkmasını beklerdiniz.

Film izlemek için, siz zamanınızı ayarlamalıydınız, film izlemek sizin boş zamanınızda yapılan bir aktivite değildi. En azından evde. Çok imkan yoktu ya da imkanlar pahalıydı.

Çocukluğuma dair anılarda bu müzik özel yerini korumaya devam edecek…

Umarım, gelecekte benim çocuklarımın da bunun gibi unutamadıkları ve sahip olduklarında mutlu olduklarını hatırladıkları anıları olur. Yoksa bu hayat anılarımız, bizi mutlu eden anlar olmadan sadece yokluk olur…

Parliament

* kanepe= Salça, maydonoz ve baharatlardan oluşan bir karışım. Genellikle sabah kahvaltılarında ekmeğe sürülerek yenir 🙂

3 Cevaplar

  1. harun dedi ki:

    *Kanepe tanımı yanlış olmuş yahu…
    Kanepe ara sıcak olarak ikram edilen bir aparitiftir.
    http://www.nepisirsem.com/YemekTarifleriArama.aspx?yemek=Kanepe

    Ekmeğe sürülen ve salça bazlı kahvaltılık karışımlar, “çemen” olarak adlandırılır.
    http://lezzetler.com/ev-usulu-cemen-gorsel-vt17462.html

    Büyük bir hatayı düzeltmenin verdiği keyifle sitenden ayrılıyorum 🙂

  2. D.D.Güçlü dedi ki:

    Aslında bu böyle evet 🙂 Ama biz kanepe ismini koymuştuk. Yani yeni üretilen ve farklı anlamlara gelen bir kelime bizim için kanepe 😀

  3. beyond_er dedi ki:

    Super bir yazi. Çocukluğumuzun loş ve maviye çalan anılarını canlandırmada herhalde “Parliement Sinema Kulübü” çok iyi bir kaynaktır. Hoş, o jeneriktir büyük ihtimal bir çoğunun loş mavisini sevmesi 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir