Kanuni – Okay Tiryakioğlu

Künye

Adı: Kanuni

Yazarı: Okay Tiryakioğlu

Türü: Tarihi Roman

Yayın evi: Timaş

İlk Basım: Mart 2010 (Şu anda8. basımda)

Sayfa sayısı: 288

Tarihi romanların bu kadar ilginç ve sürükleyici olacaklarını bilseydim daha önce okumaya başlardım. Okay Tiryakioğlu sanırım bu alana giriş yapmak için fena bir isim değil. Zira 2 kitabını okudum ve şu anda 3. deyim birhayli sürükleyici yazdığını söyleyebilirim. 

Kanuni serinin ilk kitabı. Şu anda okuduğum Sultan ve yazarın henüz yazmadığı Süleyman’la birlikte toplam 3 kitap olacak. Kanuni’de yine güzel bir teknik kullanmış ve olayı 3 farklı kişinin ağzından anlatmış. Bunlardan biri Kanuni Sultan Süleyman, ikincisi Pargalı İbrahim Paşa ve sonuncusu da özellikle devletin dışarıdaki etkisini görmek ve yönetim kademesi haricinde halkın ve diğer kurumların işleyişini anlatmak amacı ile bir istihbaratçı Vehimi Orhun Çelebi. Aslında buna Hürrem Sultan’ın da katılmasını beklerdim ama ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisinin aksine hareme çok az değinmiş Okay Tiryakioğlu.

Aslında bu serinin kilit ismi bir Osmanlı çaşıtı (ajanı) olan Vehimi. Özellikle bir sonraki kitapta bunu daha iyi anlıyorsunuz. Bu ilk kitapta Vehimi’nin iç ve dış ajanlarla çatışmalarını, süikastlerin ve iyi istihbaratın savaşlarda ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Vehimi babasını öldüren Yavuz Sultan Selim tarafından göreve getiriliyor ve istihbaratın başına geçiriliyor. Yavuz’un ölümünden sonra Kanuni döneminde en önemli karakterlerden biri oluyor. Hürrem Sultan ile ortaklaşa Pargalı’nın kuyusunu kazmaya çalışıyorlar vs.

Pargalı ve Sülayman’ın hikayeleri de ayrıca anlatılıyor başından itibaren. Pargalı’nın ne kadar zeki olduğu ve düzenbazlıkları; Süleyman Han’ın iç çatışmaları ve saraydaki süregelen huzursuzluktan rahatsızlığı…

Bunların yanında tabii ki Budin, Belgrad, Rodos ve Mohaç’ı da anlatıyor yazar. Gayet de iyi anlatıyor. Bir kale savaşını hem istihbarat açısından ele alıyor hem de tüm yönleriyle anlatmaya çalışıyor. Her ne kadar Mohaç’ı kafamda çok iyi canlandıramasa da fena anlatmamış. Özellikle topların biraz daha görkemli anlatılmasını beklerdim zira savaşı kazandıran buydu. Gerçi Macar’ların aptallıklarını çok iyi anlatmış. 200 bin kişilik koca haçlı ordusunun sabırsızlığı yüzünden savaşı kaybetmesinin üzerinde durmuş ki top menziline girmek gibi bir salaklık yaptıkları için aksini düşünmek zor.

Kitabın dili bana Kuşatma 1453 kitabına göre daha ağır gelmişti, fakat serinin ikinci kitabını elimde sözlük olmadan okuyamadığımı fark ettiğimde bu kitabın yani Kanuni’nin çok da ağır bir dili olmadığını anladım. Ama yanınızda sözlük bulundurmanızda fayda var, ya da internetten bakın. Kanuni’nin Hürrem’e yazdığı mektup-şiirleri Allah’tan Türkçe’ye çevirmiş 🙂 Yoksa anlamanız imkansız, eğer Osmanlıca bilmiyorsanız tabi.

Özetle, kitap oldukça güzel. Hürrem’den biraz daha bahsetse daha hoş olabilirmiş ama sanırım 2. ya da 3. kitapta biraz daha fazla yapacak bunu. Okumanızı ve kütüphanenizde yer edinmesini tavsiye ederim.

İyi okumalar.

2 Cevaplar

  1. €mre dedi ki:

    kitap biraz sıkıcı olsa bile ortalarında az birşey heyecan veriyor…hürrem ile metktuplarını oku bitmez ama kanuni ve ibrahimin hayatını okumak anlamak anlatmak insana susma konuşmama şansını veriyor…..

  2. tarihçiiiii dedi ki:

    Tarih okuyan bir ogrenciyim ve kitap manyagiyim ama bu kitabi hic begenmedim tek begendigim yani osmanlica kelimeler kullanilmasi ama co sıkıcıve akici olmayan bir kitap nerde yavuz bahadiroglu yaaa heyecan doeukta ve kitabi birakmak istemezsin ama bu kitap oyle degil

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir