Halkidiki Notları, Bölüm 1: Arabayla yurt dışına nasıl çıkılır!

Önce ehliyeti yenile, vizeleri al, arabaya bakım yaptır, arabaya sigorta, sonra bir de yeşil kart, kendimize sigorta, tabii bir de para lazım…

Özetle arabayla yurt dışına ilk kez çıkıyorsanız çok kolay olmuyormuş ama bundan sonrakiler muhtemelen çok daha basit olacaktır. 

Yunanistan’a gidelim kararını Haziran başı gibi netleştirip gerekli şeylere baktığımızda pek de mümkün değil ama bir deneyelim şansımızı dedik. Oteli bile para iadesi yapması kriterine göre seçtik. Şimdi gerekli şeyler şunlar; 

  • Vizeler
  • Yeni ehliyet ya da uluslararası sürücü belgesi
  • Herkese her şeye sigorta
  • Otel
  • Güzel bir gezi planı 🙂 

Vizeyi nasıl alacağınızı anlatmayacağım tabii ki ama eğer çocuklu çıkacaksanız ve sizin de vizeniz yoksa ya beraber başvurun ya da aynı evraklardan birer tane fazla toplayın, çünkü onlara başvurduğunuzda neredeyse aynı evrakları tekrar istiyorlar. Biz Almanya seyahatinde beraber başvurmuştuk ama bu sefer önce biz aldık sonra onlara başvurduk. Vizeyi aldığımız ülke saçma fikirlere kapılıp süreleri kırpabilir diye düşündük, tek etkisi kızların vize sürelerin aynı oldu bu sefer.

Yeni Ehliyet

Yeni ehliyet için yapmanız gereken en önemli şey nüfus müdürlüklerinden randevu almayı başarmak. Bunun haricinde harçmış, pulmuş, doktor raporuymuş, vesikalıkmış tamamen formalite ve kolayca halledilen işler. Asıl sorun randevu almak. Ben alırken şansıma Şile’de 3 Temmuz’a randevu buldum Haziran başında baktığımda. Merkezi yerlerde Ağustos ayından önceye randevu veren yoktu. Bir diğer seçenek de tabii büyük şehirler haricinde farklı bir ildeki nüfus müdürlüğüne gitmek, oralarda randevu yok. Nüfus müdürlüğüne gittiğimde öğrendim ki her gün kontrol ederek belki de her saat, ertesi güne bile randevu almak mümkünmüş, biraz uğraştırıyor eğer aceleniz varsa. 

Eski ehliyetiniz varsa, size düşen bu yukarıda yazdıklarımı tamamlamak. Harç bedeli 13TL, 2 TL’de vakfa bağış. Tavsiyem direkt Vakıfbank’a gidin halledin, her ikisini de yatırıyorsunuz. Ben ilk önce İş Bankasına gitmiştim ve birini yapamadıklarını öğrenmiştim yarım saat bekledikten sonra. Eğer yeni kimlik de almak istiyorsanız onun harcını da şimdiden yatırın, artık nüfus müdürlüklerine ödeme yapamıyormuşsunuz. Vesikalık fotoğrafınız gerekiyor 3 tane. 1 tanesi doktor raporuna zımbalanıyor, diğerlerini almadılar bile birini taratıp verdiler. Hatta bu ödemelerin dekontlarını da yanınızda getirin diyorlardı ama sistemde gözüküyorsa onları da almıyorlar. Doktor raporu devlette 50 lira, özelde 100-300 arası değişiyor. Ben 140 liraya bir özelde yaptırdım vaktim olmadığı için; 10 dakikada verdiler. 

Başvuru yaptıktan 2 gün sonra teslim edildi. Evet doğru okudunuz,ertesi gün yola çıktı diye mesaj geldi ve sonraki gün de teslim edildi. Normalde sizden başka sadece başvuru anında tc kimlik numarasını verdiğiniz bir kişi alabiliyor ve hatta yeni kimliği sizin haricinizde teslim etmiyoruz diyorlar ama evde biri varsa ikisini de bırakıyorlar, sıkıntı yok, hala Türkiye’deyiz 🙂 

Arabaya Yeşil Kart

Arabaya Yeşil Kart almanız lazım. 15 günlük 47,5 Euro’ydu biz aldığımızda. Turing’den de alabiliyorsunuz gümrükten ama vakit kazanmak için herhangi bir sigorta acentesi de sizin adınıza alabiliyor. Ayrıca aracınızda kasko varsa bunu da yurt dışında kullanabilmek için ufak bir genişletme bedeli veriyorsunuz, çünkü Yeşil Kart kaza anında sadece karşı tarafın hasarını karşılamak için yapılıyor. Kaskoya ek için 60 lira verdik, çok değil, bence mutlaka ekletin. 

Kendinize sigorta

Eğer ilk kez vize alıyorsanız zaten sigorta yaptırmanızı ve belgeler arasında bunu vermenizi bekliyorlar. Ama daha önceden vizeniz varsa, sigorta yaptırmanız teoride zorunlu değil; bazen gümrükte soruyorlar ama arabayla çıkarken sormazlar diye düşünebilirsiniz. Sorsunlar ya da sormasınlar, hele ki çocuklarla tatile çıkıyorsanız zaten hareketli eczane gibi olabilirsiniz ama her an doktor ihtiyacı doğabilir ve nasıl bir maliyet çıkacağını bilemezsiniz. Her ne kadar sağlık hizmeti ücretsiz olsa da siz siz olun 40-50 TL’lik bu sigortayı yaptırın. 

Gelelim otel bulmaya

Eğer Halkidiki’ye geliyorsanız, şu 3 parmağın ortasına yakın bir yerlerde kalmanızı önerebilirim. Biz en uzaktaki parmağın girişine yakın bir yerde kaldık ama orta parmaktaki meşhur koylara gidelim diye her gün ortalama 45 dakika, git gel bir buçuk saat yolda zaman harcadık. Gerçi yollar güzel, hız limitine uyuluyor ama eğer yolu dert ediyorsanız oralarda bakabilirsiniz. Biz Sokratis Hotel diye bir otelde kaldık. Otelin detaylarına sonraki yazılarda değineceğim. Ama arkadaşlarımızdan da aldığımız tavsiye üzerine, otelin hemen dibinden denize girelim diye kasmadık, iyi ki de öyle yapmışız çünkü her gün farklı bir yere gittik, oldukça keyifli de oldu hani 🙂 Geri dönüşte ona göre farklı restoranları da denedik.

Güzel bir plan

Hiç plan yapmadan da gidebilirsiniz 🙂 Her plaj güzel, düzgün güzel yorumlar almış her otel kalınabilir (hatta airbnb bile çok yaygın), en pahalı restoran bile ucuz. Biz kabaca bir plan yaptık ama şu gün şuraya, bu gün buraya gideriz diye plan yapmamıştık. O sabah resepsiyona da sorarak ve buralara gelmiş on yüz bin blogger’ın yazısına bakarak karar verdik 15 dakkada. Düşünün, biz iki çocukla böyle yaptıysak siz de yapabilirsiniz. Odadan çıkmamız 10’u buldu her gün ama orayı çok şaapmıyoruz!

Bu yazının özeti; üzerinizdeki ataleti yenin ve tatil yapma planınız varsa bir otelde bir hafta tıka basa yemek amacına dönen bir tatil yerine, hem güzel bir ülke görün, biraz yüzünüz gülsün, hem de korna çalınmadan, kazıklanılmadan, keyifli keyifli bir tatil yapın. 

Hadi bakalım…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir